22 Mayıs 2017 Pazartesi

büyük kaçış...

Evde en popüler isim Dusty olsa da minik de bir figüranımız var aslında. Burada da isminden hiç bahsetmemişiz henüz. Bugün sıra onda...
Geçen sene bir anda hamster almak istemiştim ben Seyhun'un işine geldi tabii, hepsi birden olmaz istediğin diğer hayvanları alamayız o zaman seç birini dedi. Diğer hayvanların arasında iguana, papağan, kedi, semender, ördek, at falan vardı. Nedense Seyhun bu seçeneklere pek hevesli olmadığı için hamster daha kolay geldi herhalde, ben de gördüğüm bir videodan gaza geldim Hamster o zaman dedim :) gittik minik bir hamster bulduk, sorunluydu, önceki sahibini sürekli ısırdığı için geri getirmişler. PetShop da çok gönüllü değildi satmaya bir rafa atmışlar bizim çocuğu karanlıkta duruyor orada yazık durum böyle olunca hemen kurtarmak istedim onu. Daha binlerce daha kötü durumda hayvan varken böyle basit şeylerle kendimi bir şey yapmış hissediyorum işte ben de. Keşke daha mühim işler başarabilsem. Velhasılıkelam aldık getirdik eve. Adını da Fare koyduk. (Dusty de bebekken gelseydi adı köpek olurdu kesin)

Güzel de bir kafes aldık, içine pamuklar koyduk rahat etsin diye, öyle seviyor kendisi. Beş santimlik hayvanın karakteri var, istekleri var. Şaşırıyorum hep buna.
Bu isteklerinin içinde bir de kaçmak var. Sürekli kaçma çabası var ama belli bir yere de değil öyle saçma sapan koşup koşup bir yerde duruyor. Oturuyor, uyuyor falan bulduğu yerde. Amacını anlamış değiliz. Ve gitgide uzmanlaşmaya başladı bu konuda. Kafesinin kapağını çok az aralık bırakırsam, pamukları üst üste diziyor sonra onların üzerinden tırmanıp aralıktan çıkıyor kafesin üstünden atlayıp koşuyor. Neden? Hala bilmiyoruz.

Birkaç kez böyle kaçtı bulup yerine koyduk yine. Ama geçen hafta biz evde yokken kaçmış yine, Geldim, önceden saklandığı her yeri tek tek aradım her yere didik didik baktım, yok. Kesinlikle yok. Seyhun geldi, bir tur da o aradı evi. Elimizde fenerlerle bakmadığımız yer kalmadı. Yok. Asla bulamıyoruz. Durum böyle olunca gözler Dusty'ye çevrildi tabi. Acaba dedik oynarken falan... yok ya yapmamıştır... Yapmış da olabilir ama... Hayvan iç güdüsü sonuçta... ama bizim oğlan çok da hayvan değil ki... yapmamıştır ya yapsa kan falan olur etrafta... ıyy... Tek lokmada diyosun?.... sanmam... ama....
Başladık beklemeye. Ya kusacak ya da...

Çıkardık Dusty'yi geziyoruz... Kaka yaparken zorlanmaya başladı bir de... Eyvah dedim kesin....

Bakıyoruz mahsüle kalıntı falan bulur muyuz diye... Yok... Bütün akşam kakada fare aradık. Dusty'ye iğrenir gözlerle baktık, aşağıladık, sorguya çektik. Sonuç alamadık. Fare ortalıkta yok. O zaman başardı herhalde kaçtı gitti diye düşündük. Hayatımıza devam ettik.

Ben ne olur ne olmaz diye bir köşeye mamasından en sevdiği yerleri bıraktım tuzak olarak, onu yerse hala evde olduğunu anlarım diye. Bizim minik şeytan gece çıkmış dayanamamış mamaya, toplamış ganimeti getirmiş bizim yatağın altında yiyormuş Seyhun sese uyanmış gece bir aksiyon evde operasyon düzenleyip yakalamış Fare'yi kafese kapatmış. Ben bütün bunlara nasıl uyanmadım, nasıl baygınmışım bilmiyorum hala.
Sabah Seyhun bir kahraman olarak uyandı güne. :) Öyle hissediyordu, hala da öyle davranıyoruz kendisine...

Fare'nin de adını Micheal Scofield olarak değiştirmeyi düşünüyorum. Kararsızım...


All is well...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder